üye girişi   |  üye ol     
İstanbul'un Üç Kulesi

KIZ KULESİ

Üsküdar’da, Salacak’ın 150-200 metre kadar açığında, küçücük bir ada üzerinde şirin, beyaz bir yapı olarak inşa edilmiş olan Kız Kulesi, İstanbul’un güzelliğine güzellik katan başlıca mimari unsurlardan biri. Tarihi yarımadayı Üsküdar kıyılarından seyretmeyi sevenler, İstanbul panoramasının Kız Kulesi’yle nasıl bir renk ve canlılık kazandığını bilirler. Tarihin eski dönemlerinden beri bilinen bir mevki olan Kız Kulesi, sadece estetik zerafetiyle değil, efsaneleri ve anılarıyla da İstanbul’u zenginleştiriyor.


 

Tarihi bilgiler

Üsküdar açıklarındaki Kız Kulesi’nin bulunduğu kayalıklarda ‘insan yapısı’ bir bina bulunduğuna dair ilk kesin bilgiler 12. Yüzyıla dayanıyor. Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos’un, Boğaz’ın Marmara’ya bakan tarafına iki tane savunma kulesi yaptırdığı kaydediliyor. Biri Kız Kulesi’nin bulunduğu yerde, diğeri de Sarayburnu kıyılarında olan bu kulelerin arasına İstanbul’a yönelik saldırıları önlemek ve ticari gemilerin vergi kaçırmasını önlemek için zincir geriliyor.

Bizans vakanüvisleri de, Osmanlı Sultanı Orhan Bey’in Üsküdar’a kadar geldiğini, Sultan Orhan’ın kayınpederi Kantakuzenos’un ise karşı kıyıdan Kız Kulesi’ne kadar gelerek buradan Sultan Orhan’a elçiler gönderdiğini kaydediyor.

Fetih sırasında da Venedik’e ait bir deniz birliğinin burayı üs olarak kullandığına dair bilgiler var.

Fetih’ten sonra, Fatih Sultan Mehmet Kız Kulesi’nin bulunduğu yere bir kale yaptırmış.

Kız Kulesi, Fetih’ten sonra çeşitli zamanlarda onarılıyor ve bazı değişikliklere uğruyor.

Kulenin Osmanlı dönemindeki son büyük onarımı 2. Mahmut döneminde (1808-1839) yapılıyor. Hattat Rakım’ın kitabesiyle belgelenen bu onarım (H. 1248/M. 1832-33), Kız Kulesi’ne bugünkü şeklini veriyor. Kule daha sonra 1943 yılında içeriden betona çevriliyor.

Hangi amaçlarla kullanıldı?

Başlangıçta, savunma amacıyla inşa edilen Kız Kulesi bu özelliğini Osmanlı döneminde de bir süre muhafaza ediyor. Ancak, İmparatorluğun sınırları genişledikçe savunma amacı önemini kaybediyor. Bunun yerine, denizcilere yol gösteren bir fener olma özelliği öne çıkıyor.

Kız Kulesi, bayramlarda, cülus merasimlerinde, İstanbul’a önemli ziyaretçilerin geldiği günlerde merasim toplarının atıldığı başlıca yerlerden biri oluyor.

Sürgüne gönderilen ya da -çok nadir de olsa- idam edilen önemli şahsiyetlerin bu kulede gözetim altında tutulduğu dönemler de olmuş.

Kız Kulesi, 1830’daki kolera salgınında da karantina hastanesi olarak kullanılıyor.

Cumhuriyet’ten sonra bir süre daha deniz Feneri olarak kullanılan Kız Kulesi, 1964 yılında Savunma Bakanlığı’na devrediliyor. 1982’de Denizcilik İşletmeleri’ne iade edilen kulede bir ara siyanür deposu yapılıyor.

Kız Kulesi, bugün sadece İstanbul’u güzelleştiren bir mimari unsur olarak hayatını sürdürüyor.

GALATA KULESİ

Önce Byzantium, sonra, Fethe kadar Konstantinopolis adıyla bilinen İstanbul, güneyde Marmara denizi, doğu açıklarında Boğaz, kuzeyde ise Haliç’in çevrelediği tarihi yarımada üzerinde kurulmuştur.

Galata, tarihi yarımadaya Haliç’in karşı kıyısından bakan, eski dönemlerde Cenevizliler’in yaşadığı bir mevkidir.

Tarihi bilgiler

Galata Kulesi, eski devirlerden beri ‘Galata’ adıyla anılan bu mevkiin çevresinde Galata’yı korumak amacıyla yapılmış tahkimatın bir parçasıdır.

Galata Kulesi’nin, Cenevizliler tarafından 14. Yüzyıl ortalarında inşa edildiği tahmin ediliyor.

Fetih’ten sonra, depremler ve başka nedenlerle zaman zaman hasar gören kuleye bugünkü şekli 2. Mahmut döneminde yapılan onarımda verilmiştir.

Başlangıçta, Cenevizliler’in savunma amaçlı olarak inşa ettikleri kule 16. Yüzyılda tersanede çalıştırılan esirlerin barınağı olarak kullanıldı. 18. Yüzyılda Galata Kulesi’ne, geceyarısını haber vermekle görevli bir Mehterhane Ocağı yerleştirildi. Kule, 1874’ten itibaren yangın gözetleme ve haber verme mevkii olarak kullanılmaya başlandı. 1967 yılında Belediye Başkanı Haşim İşcan tarafından tamir ettirilen kulenin üst katı lokanta ve lokal olarak kiraya verildi.

Boyutları

Galata Kulesinin iç çapı, zemin katında 8,95 m’dir. Duvar kalınlığı 3,75 m. Olan kulenin zemin katında dış çapı ise 16,45 metredir. Kulenin yüksekliği ise 60 m.’dir.

BAYAZIT KULESİ

Tarihi yarımadanın minarelerle süslü siluetine 18. Yüzyılda ilave edilen Bayazıt Kulesi, Bayazıt Yangın Kulesi olarak da bilinir.

Bayazıt Kulesi, yangın gözetleme amacıyla 1749 yılında ahşap olarak inşa edilmiştir. Yapılışından itibaren birkaç yanan ve ahşap olarak yeniden yapılan Bayazıt Kulesi 1828 yılında 2. Mahmut’un emriyle kagir olarak inşa edildi. Dönemin mimarlarından Senekerim Kalfa’nın bilinen tek eseri olan Bayazıt Kulesi’nin yüksekliği 85 metredir.

Bayazıt Kulesi, bugün yangın gözetleme yanında meteorolojik bildirimler için de kullanılmaktadır.



Kaynak: ibb.gov.tr

REKLAM VE SPONSORLUK İSTANBULUMUZ.COM HAKKINDA İLETİŞİM